Çocuklarımdan Sonra Neden Daha Üretken Oldum?
- Meryem Alay
- 6 gün önce
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Annelik Bana Kimsenin Öğretemeyeceği 10 Şeyi Öğretti

Anne olmadan önce hayatımın değişeceğini tahmin ediyordum. Ama kariyerimin, bütün ilişkilerimin, kendimle olan ilişkimin kısacası bütün hayatımın bu kadar değişeceğinden habersizdim. Bu değişimlerin her biri ayrı bir yazı konusu olacak kadar önemli benim dünyamda. Ama bugün size bunların en beklenmedik olanını anlatacağım: annelik üretkenliğimi nasıl artırdı?
Biraz geçmişe gidelim…
Bundan yıllar önce henüz çocuk sahibi olmaya tam karar vermediğim yıllarda, iş yerinde bir arkadaşım bana şöyle demişti: anne olmadan önce kariyerinde yükselebileceğin kadar yükselmelisin çünkü çocuk olduktan sonra kariyerin durma noktasına geliyor. Hiç öyle düşünmediğim için neden öyle olsun ki diye sordum arkadaşıma. O da bana şirketteki kadınlardan örnekler vererek durumu anlattı. Evet haklı olduğu noktalar vardı. Kadın çalışanlar anne olduktan sonra kariyerlerine ara vermek zorunda kalıyorlardı; geri döndüklerinde ise bıraktıkları noktadan başlayamıyorlardı. Bu durumda hamilelik öncesi kariyeri bir noktaya kadar getirmek akıllıcaydı.
Bu konuşma kafamda yıllarca dönüp durdu. Bir yanım bu tezin doğru olacağını düşünüyordu ama anne olmak isteyen diğer tarafım bu tezi çürütmeye çalışıyordu.
O konuşmanın üzerinden yıllar geçti; ben Londra’ya taşındım. Hayatımın yönü tamamen değişti; tam buradaki iş hayatına, yaşam koşullarına alışma arefesindeyken hamile olduğumu öğrendim. Pandemi, yeni başladığım iş, yeni yaşam koşulları derken hamilelik nasıl geçti anlamadım. 2020 yılında ilk bebeğim Zeynep dünyamıza geldi. Pandeminin ortasında bir bebek dünyaya getirmek, annelikle ilgili tahmin edemediğim her şeyi iki katına çıkardı. Yaşanan salgından dolayı ailemden veya başka birinden destek alma şansım olmadı. Bebek bakımıyla ilgili hiçbir tecrübem yoktu. Anlayacağınız çok fena hazırlıksız yakalanmıştım. İşler bu kadar büyüyünce ciddi bir panik yaşadım. Bir süre sonra bunun benim gerçeğim olduğunu kabullendim. Kimsenin yardıma gelmeyeceğini, bebek bakımıyla ilgili bir bilgim olsun olmasın artık bir anne olduğumu ve anne gibi davranmam gerektiğini fark ettim. Ve en iyi bildiğim şeyi yaptım: hayatımı düzene sokmak için harekete geçtim.
O dönem hayatımı düzene sokmak için yaptığım şeylerin bugün beni bu noktaya getireceğinden elbette habersizdim. Ama attığım her küçük adım katlanarak büyüdü, hayatımı bambaşka bir noktaya taşıdı.
Bugün bu yazımı;anne olmak isteyen ama hayatının değişmesinden korkanlara,
anne olup kontrolünü kaybetmiş gibi hissedenlere,
evlat sahibi olmak isteyen ama benzer korkuları yaşayan baba adaylarına
ithafen yazıyorum.
Hepimiz aynı yollardan geçiyoruz, yalnız değilsin ve hiçbir zaman yalnız olmak zorunda değilsin.

1. Kısa zaman aralıklarını iyi değerlendir
Zeynep dünyaya geldiğinde temel ihtiyaçların dışında hiçbir şeyle ilgilenemedim; yemek yapmak için 10 dakikayı bile bulamıyordum. Banyo, hatta tuvalet ihtiyacımı bile çok kısa sürede halletmek zorundaydım. Bu kadar kısıtlı zaman olunca bu sefer bulduğum her sürenin kıymetini bilmeye başladım. Bir sürü şeyi yapabilmek için küçük zaman aralıklarının yeterli olduğunu gözlemledim.
Zeynep 5 bilemedin 10 dakika kendi kendine oyalanıyorken, bu kadar sürede ne olur diye sorgulamadan akşam yemeği için soğanları doğradım. Bir sonraki bulduğum 5 dakikada sebzeleri yıkadım. Diğer bulduğum bir 10 dakikada tavukları soteledim. Yemek pişerken bir kahve yaptım. Üç yudum da içsem keyfime bakmayı ihmal etmedim.
İşleri küçük zamanlara bölsem de sonunda o işin bittiğini gördüm. Temel ihtiyaçlarımı bu bakış açısıyla halletmeyi öğrendim. Günlük yemek, çamaşır, bebek bakımı bu tarz işler bir süre sonra bir düzene girmeye başladı.
Zeynep’in de biraz büyümesiyle birlikte kitap okumaya zaman ayırmak istedim. Belki kitap okumak için saatlerce zamanım yoktu ama iki üç yaprak demeden başlanılan bir kitabın günün sonunda bitirilebileceğini öğrendim. Bu küçük bakış açısı sayesinde daha önce yapmak için zaman bulamadığım birçok işi kolaylıkla yapabildiğimi görmek bana çok büyük bir güç verdi ve değişimin fitilini yaktı.
2. Odaklanma sürem arttı
Kısa zaman aralığında iş yapmak bana sadece zamanımı değerlendirip iyi iş çıkarmayı öğretmedi; aynı zamanda hızlıca odaklanmamı sağladı. Eskiden bir şeyi izlerken ya da okurken vakit kısıtım olmadığı için nasıl olsa ikinci kez bakarım deyip o ana iyi odaklanmadığımı farkında değildim.
Çocuk sahibi olunca bir süre sadece temel ihtiyaçlara bakabildiğimden bahsetmiştim. Biraz daha işler düzene girince bu sefer kendi gelişimim içinde bir şeyler yapmak istedim. Ama hala zamanım çok kısıtlıydı. Bir şeyler okurken her an yarıda kesileceğini farkındaydım. O vakti bir daha bulup bulamayacağımı bilmiyordum; bu yüzden elimdekini sonuna kadar kullanmaya çalıştım. Kendime şimdi anladın anladın, ikinci kez bakma şansın olmayabilir diye en baştan uyarılarda bulunuyordum. Bunu yaparken bilinç altıma odaklan komutu verdiğimi bilmiyordum. Kısa bir süre sonra çok daha hızlı kavramaya başladım.
Beyne net bir şekilde ne yapması gerektiğini verdiğinizde odaklanmayı çok iyi yapabildiğini kendi tecrübelerimle keşfetmiş oldum. Odaklanma gücünün geliştirilebilir bir beceri olduğunu gördüm.
3. Küçük şeylere takılmamaya başladım
Çocuk sahibi olmadan önce görece daha takıntılı biriydim. Bazen bir kişinin söylediği şeyi kafamda çok fazla döndürürdüm. Bir noktadan sonra düşünmekten yorgun düşerdim. Ne işime doğru düzgün odaklanabilirdim ne de enerjimi doğru yönde kullanabilirdim.
Fakat Zeynep’in gelişi hayatımın akışını baştan aşağı değiştirdiği için bu konuda da büyük bir değişime uğradım. En başlarda o kadar yoğundum ki kimsenin ne söylediğini bile algılamıyordum. Zamanla vaktim olmaya başlayınca kafamı taktığım şeylerin çocuğumla olan zamanımı da etkilediğini fark ettim.
Bir gün iş yerinde yaşanılan bir konuya takılmıştım. Resmen tadım tuzum kalmamıştı. Bu Zeynep öncesi hayatım için çok sıradan bir şeydi ama o gün kızımla daha az ilgilenmeme sebep oldu. Bunu görmek bende muazzam bir farkındalık yarattı. Bir evladım vardı ve bu tarz küçük şeyler yüzünden ona vereceğim enerjimi harcadığımı anladım. Bir daha asla eskisi gibi küçük şeylere takılmayacağıma kendime söz verdim. Çok şükür sözümü tuttum. Hatta bu farkındalığın hayatıma kattığı pozitif şeyleri gördükçe bu konuda daha da gelişmek için elimden geleni yapıyorum.
4. Öncelik sırası yapmayı öğrendim
Çocuklardan önce önceliklendirme yapma konusunda çok keyfi yaklaştığımı farkında değildim. Fakat çocuk sahibi olunca bütün öncelik sıraları bir anda değişiyor. Hele ikinci çocuk olunca planlama resmen büyük bir mesele haline geliyor.
Elbette bütün ebeveynler için öncelik evlatlarıdır. Yani konu onlara ayırdığımız zaman değil, onlardan arta kalan vakitlerde ne yapılması gerektiğine karar vermektir. Birden fazla çocuğunuz varsa çocuklar arasında önceliklendirme tamamen ihtiyaçlarının aciliyetine göre şekilleniyor. Bu durumu yönetmeyi zamanla öğrenip doğru dengeyi kurabiliyoruz.
Onlardan kalan zamanları iyi değerlendirmek için öncelik sırası yapmak gerçekten çok önemlidir. Çocuklar uyudu sizin de uyumadan önce 2 saatiniz var. Ne yapacaksınız bu iki saatte?
Akşam yemeğinden kalanlar toplanabilir.
Kafa dağıtmak için bir şeyler izlenebilir.
Yarım kalmış işler halledilebilir.
Çoktandır arayamadığınız arkadaşınızı arayabilirsiniz.
Banyoya girebilirsiniz.
Yani zaman kısıtlı ama yapılacak çok iş var. Zamanınızı çok iyi kullansanız da bazı işlerin yetişmeyeceğini öncelikle kabul etmeliyiz. Ben de bunu yolda düşe kalka öğrendim. Sürekli aklımın bir köşesinde bir kar zarar hesabı yapıp, hayatım için öncelik sırası yapmayı öğrendim. Bu sabit bir karar olmadığı için değişen hayat koşullarına göre önceliğiniz de değişebiliyor. Öncelik belirlemenin zamanla hayattaki en önemli becerilerden biri olduğunu gördüm. Bunu şimdi hayatımın her alanında kullanıyorum.
5. Uyku kalitem arttı
Zeynep doğmadan önce annelikle ilgili beni en çok düşündüren şeylerin başında uykusuzluk geliyordu. O kadar fazla anneden uyku ile ilgili şeyler duymuştum ki gözüm korkmadı desem yalan olur. Çok fazla korkmuş olacağım ki bir haftalık bebeğe uyku eğitimi verilir mi diye bile araştırmıştım. Bu konuyla ilgili çok bilinçli davranıp bir uyku koçu ile çalışmaya başladık. Bebeklerin uyku döngülerini, rutinlerini öğrenirken aslında yetişkinlerinkinden çok farklı olmadığını anladım. Bu bilgiler uyku kalitemi artırmama da yardımcı oldu.
Gün içinde çok yorulduğumuz için Zeynep akşam uyuyunca eşimle beraber biz de Zeynep’le aynı saatte, akşam 8'de, uyumaya başladık. Böylece sabahları erken kalkmakta zorlanmıyordum. Geceleri süt vermek için bir sefer uyanıyordum, bir de sabah 4 gibi süt sağmak için kalkıyordum. Hazır kalkmışken erkenden çalışmaya başlıyordum. Bu sayede sabah kalkıp dinç bir kafayla çalışmanın verimliliğimi ciddi bir ölçüde artırdığını gördüm.
Zeynep’in sayesinde hayatıma kattığım bu uyku farkındalığı bütün hayatımı değiştirdi. Uyku konusunda daha da bilinçlendim ve kendime uygun yatış kalkış saatini buldum. Uzun yıllardan beri akşam 10 civarında uyuyorum sabah 5:30 sularında uyanıyorum. Sabahın bereketini, kaliteli uykunun yakıtını yaşayarak öğrendim.
6. İnsanlara sınır çizmeyi öğrendim
En büyük gelişmelerden birini de insanlara sınır koyma konusunda yaşadım. İnsanın çocuğu olunca bazı şeylere tahammülü çok azalıyor. Çünkü artık mevzu sadece siz değilsiniz. Hayatınızda canınızı sıkan bir şey doğrudan çocuğunuzu etkileyebiliyor. Bu sorumlulukla kişileri değerlendirmeye başlıyorsunuz.
Eskiden ayıp olmasın diye evet dediğim şeylere bir çırpıda hayır diyebiliyorum. Bana katkısı olmayacak bir buluşmaya zaman ayırmak istemiyorum. Zamanın kıymetini anladığım için boş bir diyalogda vakit geçirmektense, evde vaktimi çok daha verimli şeyler için kullanabilirim. Böyle olunca bazı insanlarla ilişkilere devam etme sebebi bulamadım. Bazı toksik ilişkilerin kendiliğinden bitti. Bu doğal ilişki temizliğinin zihnime, hayatıma çok iyi geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Öte yandan yeni dostluklar kurmaya başladım. Normalde yollarımız hiç kesişmeyecek insanlarla çocuklar vesilesiyle bir araya gelebiliyorum. Bu da bana yeni kapılar ve bakış açıları katıyor. Kısacası çocuklarımdan sonra insan ilişkilerim de daha manalı oldu.
7. Kariyer hayatım değişti — sevdiğim işi yapmaya başladım
Zeynep doğduktan sonra iş hayatının yoğunluğunu sorgulamaya başladım. Özel hayat iş yaşam dengesi olan bir şirkette çalışıyor olsam da çocuğum olduktan sonra başkalarının işi için bu kadar zaman vermeye değer mi diye düşünmeye başladım. Evden çalışıyordum, bu sayede çocuğuma ve kendime bir miktar daha fazla zaman kalıyordu ama günde minimum 8 saatimi işe veriyordum. Zeynep biraz büyüyünce toplantıya girdiğimde artık benimle ilgilenmez olmuştu. Bir nevi benle küsüyordu. Eşime göre daha çok toplantıya katılıyordum ve çocuk o yaşta bununla ilgili tepkisini bana gösteriyordu. Bu durum beni daha da düşündürdü.
Zeynep 2 yaş civarına gelince bu konuda ciddi aksiyonlar almaya karar verdim. Başka gelir kaynakları açma konusunda çalışmalara başladım. Bu dönemde hem online ürün sattığım bir dükkan açtım, hem de düzenli blog yazıları yazmaya başladım. Ayrıca mentörlük adı altında bazı hizmetler de veriyordum. Bu çalışmalarım bana güven vermiş olacak ki ikinci çocuk öncesi gözümü karartıp istifa ettim. Açıkçası o dönem kendi işimi kurma konusunda çok cesaretim yoktu. Fakat istifa ettikten çok kısa bir süre sonra hamile olduğumu anlayınca bunun bir işaret olduğunu düşündüm ve hamilelik boyunca kendi işim için çalışmaya başladım. Hamilelik sürecindeki çalışmalarımın karşılığını almıştım. Çünkü Ali doğduktan 17 gün sonra kendi işime dönmüştüm. İşe dönmüştüm dememe aldanmayın günde bir saat çalışıyordum, ne kadar çalışacağıma kendim karar verebiliyordum. Sonuçta dükkan benimdi!
Üç yıldan beri bir şirket altında çalışmadan kendi işimi yapıyorum. İnsanın sevdiği işi yapabiliyor olması bu dünyadaki en büyük nimetlerin başında geliyor. Bunun için minnet doluyum.
8. Kim olduğumu yeniden keşfettim
Bir bebeğin doğumundan itibaren büyümesine şahitlik yapmanın çok özel bir tecrübe olduğunu yaşayarak öğrendim. İki çocuğum da bu hayat yolculuğumda beni aynalamak için varmış gibi hissediyorum.
İlk çocuğum Zeynep’le yani annelikle ilk tanıştığım yıllarda sanki küçük Meryem’i de yeni tanıyormuşum gibi hissettim. Zeynep ve Ali büyürken bu hislerimde haklı olduğumu anladım. Onların verdiği tepkilerde kendimi gördüm. Korktukları şeylerin korkularımın da kaynağı olduğunu anladım. Başarmak istedikleri konularda istedikleri cesaretin aslında benim de ihtiyacım olan cesaret olduğunu gördüm. Yaşadıkları hayal kırıklıkları burnumun direğini sızlatırken küçük Meryem’in hayal kırıklıklarını fark ettim. Canınızdan bir parçanın gerçekten bir parçanız olduğunu yaşayarak idrak ettim.
Kısacası kendimi, çocukluğumu çok daha farklı bir şekilde yorumlamaya başladım. Bütün bunlar kendi çocukluğumla yüzleşmemi sağladı; daha önce sebebini bulamadığım birçok şeyin kapısını açtı.
9. Kendime daha iyi bakmayı öğrendim
Bir insanın hayata gelişi zaten başlı başına bir mucizeyken, o mucizenin baş kahramanı olmak sizi bu hayata daha da bağlıyor. Hayattan aldığınız tat tuz bir anda değişiyor. Pamuk şekeri tadında bir hayat lezzeti almaya başlıyorsunuz. Tabi bunun yanında yaşamları sizin ellerinizde olan bu mucizeleri pamuklara sarıp sarmalamak istiyorsunuz. Bütün bunları yapabilmek için önce sizin iyi olmanız gerektiğini fark edince, yaşama sımsıkı bağlanıyorsunuz. Bildiğiniz tek gerçek şu oluyor: ben iyi olursam onlara iyi gelirim.
Bu farkındalık bütün hayatımı baştan kurmama vesile oldu. Sırf zayıf kalacağım diye yaptığım sağlıksız diyetlerin hepsini çöpe attım. Daha güçlü olabilmek için hiç yapamadığım kadar düzenli spor yapıyorum. Cildime hiç olmadığı kadar iyi bakıyorum. Evde sağlıksız yemek yemesinler diye 3 öğün düzenli sağlıklı yemek pişiriyorum.
Sorumluluğumun farkındayım. Sağlıklı olmam çocuklarımın geleceğini şekillendirecek. Bu yüzden seçimlerime ve bedenime sahip çıkıyorum.
10. Zihnimin gücünü keşfettim
Yaşadığım bütün bu süreçte en büyük değişimim zihnimin gücünü farketmem oldu. Daha bebeğini yeni kucağına almış Meryem’i ayağa kaldıran da zihnimdi, odaklanmam için bana yardım eden de oydu, yeni bir iş kurmaya çalışırken her düştüğümde elimden tutan da o oldu.
Aslında bugün bu anlattığım bütün maddeler bana yavaş yavaş zihnimin gücünü öğretti. Zeynep öncesi başladığım terapinin zihnimi fark etmem üzerindeki etkisi her ne kadar çok olumlu olsa da, asıl gücünü anne olunca fark ettim. Her ayağa kalkışım zihnime olan güvenimi pekiştirdi. Ona komutlar verdikçe o da bana istediklerimi verdi. Öyle bir noktaya geldim ki yeterince zihnimi ikna edebilirsem, istediğim her şeye gücümün yetebileceğini fark ettim. Elbette bu farkındalık büyük bir değişimin sadece görünen kısmıydı.
İnsanın hayatında bazı dönüm noktaları vardır. Annelik de bu önemli dönüm noktalarından biridir. Annelik denilen duygunun merkezinde saf sevgi vardır; bizi değişime iten de odur. Bilen bilir ki anne olmak doğurmakla aynı şey değildir. Bazen doğurmadan bir kuşa, kediye, bir ağaca, çiçeğe, bazen de hiç tanımadığın o sahipsiz yavruya gönlün akar. O sevgidir içimizdeki asıl devrimi hayatımızda başlatan. İstersen doğurduğuna, istersen yaradanın yarattığına duyduğun o saf sevgiyi keşfedince bütün hayatın baştan sona değişir.
.png)




Yorumlar