Başarmanın Sırrı Yola Çıkabilme Cesaretidir
- Meryem Alay
- 20 May
- 5 dakikada okunur
Başlamak için beklediğin şey gelmeyecek.

Geçenlerde YouTube’daki bir videoma gelen yorum beni düşündürdü. İzleyicim, videoda konu ile ilgili iyi tespitler olduğunu ama çözümün olmadığını söylemiş. Dahası birçok videonun da aynı olduğunu, sorunları göz önüne koyduğunu ama kimsenin bir çözüm vermediğinden sitem etmiş.
Elbette izleyicimin yorumuna saygı duyuyorum. Fakat işin ilginç yanı, yani beni düşündüren kısmı şu oldu: o videoda her durum tespiti için belirli çözümlerin olmasıydı. Ama izleyicim çözümleri sanki yok saymıştı. Yani çözümler yetersiz dememişti, çözüm yok demişti. Bu yorumu doğru değerlendirmem için önce bir adım geri çekilip, içeriklerimle ilgili bir şeyleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor.
Pandoranın Kutusu
Aslında içeriklerimin hepsinin temel bir yapısı var. Hayatımda kendi yaşadığım veya başkalarında gözlemlediğim tespitleri anlatmak. Yani bir durum tespiti ile izleyicime kendi tecrübemi aktarmak istiyorum. Elbette bu durum tespiti beraberinde bir farkındalığı tetikliyor. Bir şeyi fark etmenin inanılmaz bir gücü vardır. Bazen yıllarca fark etmeden size zarar veren bir davranış kalıbını sürdürürsünüz. Bir şekilde bunu fark ederseniz, bir daha asla eskisi gibi o davranışı aynı şekilde devam ettiremezsiniz. Davranışı devam ettirseniz dahi o davranış biçim değiştirmeye mahkumdur. Çünkü Pandora’nın kutusu açılmıştır bir kere…
Buna bilinçli farkındalık diyoruz. Bütün terapi ve koçluk seanslarının temelinde yatan şey budur: durumu fark etmek. Fark etmek çözümün ilk ve önemli basamağıdır. Yıllarca çeşitli danışmanlık hizmeti almış ve koçluk hizmeti veren biri olarak çok net söyleyebilirim ki danışmanlığın temelinde fark ettirmek vardır. Bir danışana içinde bulunduğu durumu fark ettirirseniz işinizin en büyük kısmını halletmişsinizdir. Yani seyircimin iyi tespitler dediği şey benim vermek istediğim temel mesajdır.
Peki neden bazen çözümler yok sayılıyor?
Eğer şanslıysak yaşadığımız bir döngünün bizi bir yere götürmediğini anlarız. Elbette bu da başlı başına bir farkındalıktır. Döngünün sebebini aramaya başlarız ve ben bu döngünün içinde neden varım sorusunun peşine düşeriz. Bu noktada karşımıza çıkan video, yazı, kitap her ne kaynak olursa olsun bazı yeni farkındalıkları da bize kazandırır. Her farkındalıkla birlikte olaya bakış açımız biraz daha değişir. Bazen bazı çözümler mantıklı gelir ve hemen işe koyulabilirsiniz. Bazen de tükettiğiniz bütün kaynaklardaki çözümler sizi harekete geçiremez. Ama biraz inatçıysanız araştırmaya devam edersiniz. Bir süre sonra tükettiğiniz her içerik size aynı mesajı veriyordur. Artık öyle bir noktaya gelirsiniz ki gözünüzün önündeki çözümleri bile göremezsiniz.
Peki bu körlük neden yaşanıyor?
Bulduğunuz çözümlerin derdinize derman olacağına inanmıyor olabilir misiniz? O kadar kişi aynı şeyi söylüyorsa ve sizin içinizde hiç yankılanmıyorsa sorun başka bir şey olabilir. Bazen sorunu o kadar gözümüzde büyütürüz ki çözümün de bir o kadar çetrefilli olmasını bekleriz. Böyle olunca size verilen her çözüm basit ve anlamsız gelebilir.
Diyelim ki uzun süredir kronik enerji yoksunluğu yaşıyorsunuz. Günlerdir kendiniz için hiçbir şey yapmak gelmiyor içinizden. Birisi çıkıp size kitap okumaya veya yürüyüş yapmaya başlarsanız kaybettiğiniz enerjinizi geri bulacaksınız dediğinde, içinizden ona gülüyor olabilirsiniz. Yaşadığınız bu kısır döngünün içerisinden sizi 5–10 yaprak kitapla, birkaç bin adım mı çıkaracak? İçinde bulunduğunuz duruma göre haksız sayılmayacağınız noktalar olabilir ama ya onlar haklıysa? Ya aradığınız çözümler sandığınızdan çok daha küçük adımlarda gizliyse?
Buna benzer bir yorumu daha önce de almıştım. Yıllar önce alışkanlık edinme yöntemi diye bir yazı yazmıştım. O zaman yazı çok sevilip, epeyce bir okunmuştu. Genelde olumlu yorumlar almama rağmen bir okuyucum şöyle bir yorum yapmıştı: ‘bu kadar kişi paylaşınca bende bir şey sandım bu yazıyı, 5–10 yaprak kitap okumakla, 3–5 bin adım atmakla hiçbir şey olmaz’ demişti. Maalesef kimse çözümün küçük adımlarda gizli olduğuna inanmıyor.
Ya gerçekten bütün mesele o küçük adımı atmaktan geçiyorsa
Biliyorum bir sorunun içerisinde boğuşurken o sorun bize olduğundan da ağır gelebilir. Ya da içinde bulunduğunuz durum zaten başlı başına ağır da olabilir. İçinde bulunduğunuz durum nasıl olursa olsun, olayın büyüklüğü ile çözümün büyüklüğü arasında doğrudan bir ilişki yoktur.
Bazen küçük eylemlerin büyük sonuçlar doğurur.
Büyük sorunlar da küçük adımlarla çözülür.
Küçük başlamak
Bu sefer çözümü kestirmeden veriyorum. Başarmak istediğiniz konu her ne ise onu halletmek istiyorsanız yapacağınız ilk şey: bir yerden bir şekilde başlamak. Başlamanın devrimci gücünün farkında olarak, sadece başlamaktan bahsediyorum.
Birkaç somut örnekle konuyu biraz daha detaylandıralım.
Kilo vermek mi istiyorsunuz?
Yıllardır süren kilo probleminiz var ve size artık diyetlerden fenalık gelmiş. Biraz motive olmak için YouTube’da insanların kilo verme deneyimlerini izlemeye başladınız. İlk birkaç videoda belki motive bile oldunuz ama hala aradığınız o efsanevi çözüm yok. Biraz daha kurcaladıktan sonra o kazandığınız motivasyonu da kaybetmeye başlarsınız. Çünkü kilo vermek dediğiniz şeyin kuralları o kadar net ki 10 değil 100 kişiyi de dinleseniz, günün sonunda yapılacak şeyler bellidir. O başarılı olmuş herkes de aynı şeyleri yapmıştır. Eğer sihirli bir hap aramıyorsanız 101. videoda da aynı şeyi bulacaksınız. Oysa tek yapmanız gereken şey beslenme düzeninizi ve günlük hareket miktarınızı gözden geçirmektir. Bırakın yeni videolar izlemeyi ve kendinize şimdi bu iş için en küçük nereden başlayabilirim diye sorun. O küçümsediğiniz su içme miktarını artırmak, akşam belirli saatten sonra yemek yemeği bırakmak, ya da sadece çay içindeki şeker miktarını azaltmak gibi küçük değişiklikler büyük bir değişimin fitilini yakacaktır.
Odak seviyeniz mi düşük?
Odaklanma seviyeniz çok düşük olduğunu düşünüyor ve bu yüzden gün içindeki işlerinizi yetiştiremediğinize inanıyorsunuz. Bu işi kökten çözmeye karar verdiniz ve araştırma yapmaya başladınız. Hangi videoyu açsanız hangi kitabı okusanız aynı şeylerden bahsediyorlar: meditasyon yap, nefes egzersizleri çok önemli, odak çalışmalarını unutma, günlük okuma rutinleri de olmazsa olmaz… Nedense aradığınız çözümlerin bunlar olmadıklarına inanıyorsunuz. Oysa bin farklı şey de izlesiniz üç aşağı beş yukarı herkes aynı çözümleri verecek.
Neydi burada sizi tatmin etmeyen şey? Çözümleri mi gerçekten beğenmiyorsunuz, yoksa başlamak gözünüzde mi büyüyor? Çözümlerden bir tanesiyle bir yerden başlamazsanız ne size uygun çözümü anlayabilirsiniz, ne de kendinizde başlamak için o gerekli gücü bulabilirsiniz. Oysa günde 2 dakikalık bir nefes egzersizi bütün hayatınızı değiştirebilir. Ama çözüm kulağa çok basit geliyor değil mi?
Ya da kendi işinizi kurarken…
Kendi işinizi kurmak istiyorsunuz bir sürü kişinin hikayesini dinlediniz ama bir türlü o istediğiniz fikri bulamadınız. Bazı fikirler daha başlamadan gözünüzü korkuttu. Bazılarını da yapan yapmış zamanında. Bekledikçe bütün fikirler anlamını yitirmeye başlıyor ve hevesiniz her geçen gün kayboluyor. Oysa çoğu zaman en iyi fikirler günlerce düşünerek bulunmuyor, tam tersi üzerine çok düşünmeden yola çıktığınızda yolda beslenerek büyüyen fikirler sizi başarıya taşıyor.
Tutku, inanç, doğru an… hepsini unut
İzlediğiniz bütün videolarda insanlar kendi hikayesini kendi çözümünü sunuyor. Günün sonunda hepsi bir noktada kendini tekrar ediyor. Çünkü hepsinin ortak çözümü aynı noktaya dayanıyor: bir yerden bir şekilde başlamak.
O aklınızdaki şeye başlamak için hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Hatta kendinize inanmanıza, o iş için deli gibi çalışmanıza, yüksek ideallere, inanılmaz bir tutkuya bunların da hiçbirine ihtiyacınız yok. Kişisel gelişim klişelerinin başında olan sadece inan, kendine güven, tutkuyla bağlan… Ben bunların hepsini reddediyorum. Henüz yolun başında kendinize nasıl güveneceksiniz? Henüz hiçbir şey başarmadan aradığınız o tutku nereden gelecek? İnsan bilmediğinden korkar, başlamak için çekimser durur. Bunun normal olduğunu kimse söylemediği için herkes başlarken bir tek kendini yetersiz sanıyor. Ve aklınızdaki o sesler başlıyor. Yeterince tutkulu değilim… Yeterince inancım yok kendime… Yeterince çalışkan değilim… Yeterince zaman ayırmıyorum…
Bu yüzden başlamak için sürekli erteliyorsunuz ve bulduğunuz çözümleri yok sayıyorsunuz.
Oysa kendi gerçeğinizi kabul ederek, en küçük bir noktadan başlamak sizi istediğiniz noktaya taşıyacak.
Bugün değilse ne zaman?
Başlamak için en doğru zaman bugün, hemen şimdi… Çünkü ertelediğiniz her dakika o işin olma olasılığını azaltır. Nereden başlayacağınızı bilmiyor olmanız bile başlamamak için bir sebep değildir. Sadece 10 dakika oturup nasıl yapacağınızı düşünmek bile başlamaktır. Sonra o istediğiniz şey için her gün 10 dakika çok fazla abartmadan, gücünüz yettiğince zaman ayırın. O 10 dakikaların katlanarak birleşik etki yarattığını unutmayın. Aylar sonra sonuca siz de inanamayacaksınız.
Kısacası beklediğiniz bir kurtarıcı varsa gelmeyecek. Ya da küçük bir hapla bütün hayatınız değişmeyecek. Size yapılması gerekenler kılavuzu da verilmeyecek. Sizi sizden daha iyi tanıyan biri olmadığı gibi sizi başka kurtaracak hiç kimse de yok. Bütün videoları, kitapları bitirseniz de en mükemmel eğitimi, hizmeti alsanız da günün sonunda yapacağınız o işi siz tek başınıza yapacaksınız. O yüzden en efsane çözümü beklemekle zaman kaybetmeyin, hemen şimdi başlayıp efsanenin kendisi olun.
.png)




Yorumlar