Başladığım islerde Devam Etmemi Sağlayan 10 Küçük Alışkanlık
- Meryem Alay
- 2 gün önce
- 8 dakikada okunur
Pes etmemek bir karakter meselesi değil, bir sistem meselesidir.

Enerjisi kendinden tavan biri olarak projeler, hayaller, hedefler söz konusu olunca başlamak için çok istekliyimdir. Tez canlı olduğumdan da hemen her işe anında koyulabilirim. Sayısını hatırlamadığım kadar çok işe başlayıp tamamlayamadığım işlerle dolu bir sicilim var. Bundan gurur duymuyorum diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü her yarım kalan iş, kendimle ilgili bana yeni şeyler öğretti.
Öyle bir noktaya geldim ki bütün başarılı olduğum işlerin arkasında hepinizin o çok iyi bildiği şeyi görüyorum: pes etmemek!
Pes etmemek kulağa basit geliyor, değil mi? Ama bunu gerçekten uygulamak çoğu zaman sandığımızdan çok daha zor. Çünkü motivasyon gelip geçiyor, bazen hayatın akışında kayboluyoruz, bazen de hiçbir şey olmadan sadece isteksizleşiyoruz. Oyunda kalmak istiyoruz ama nasıl kalacağımızı bilmiyoruz. İşte tam da bu yüzden “pes etmemek” bir karakter meselesi değil, bence bir sistem meselesidir. Teknik olarak siz oyuna devam ettikçe oyun devam eder.
Yani oyun biz bitti demeden bitmez.
Bugün size yıllar içinde pes ede ede öğrendiğim, pes etmemi sağlayan 10 alışkanlığı sizinle paylaşıyorum.
1. Hedefi mini hedeflere böl
Başarmak istediğiniz bir hedefiniz var. Bütün detayları ile ne istediğinizi farkındasınız. Hedefiniz ne kadar büyükse ondan vazgeçme olasılığınız da o kadar büyük oluyor. İnsan gözünde büyüttüğü şeye bir süre sonra yabancılaşmaya başlıyor. Bunun arkasında pek tabii bilinçaltımız var. Hedefinizi bilinç altınıza inandıramazsanız bu süreçte size yardım etmek yerine sizi vazgeçirmeye çalışacak. Çünkü bilinç altının temel vazifesi sizi korumaktır.
Peki ne yapacağız? Bilinç altımıza onun inanacağı büyüklükte hedefler vermeliyiz.
Hedefinize tam olarak karar verdikten sonra onu gözünüzün önünden kaldırın. Yerine çok daha küçük ve ulaşılabilir bir hedefle devam edin. Örneğin aylık sosyal medya kazancınız 100k TL yapmak istiyorsunuz ama henüz 1000 TL kazanıyorsanız hedefinizin büyüklüğü karşısında yolda pes edebilirsiniz.
İlk etapta hedefiniz 1500 TL olabilir. Bunu elde etmek çok daha kolay olacağı için başarmışlık hissini daha erken yaşayacaksınız. Hemen arkasından 2000 TL hedefi koyup hedefiniz 100K’ya biraz daha yakınlaşmış olacaksınız. Bunu merdivenin basamakları gibi düşünebilirsiniz. Her basamakta bir hedefe ulaşıyorsunuz ve başardığınızı hissediyorsunuz. Bu sizi tatmin ettikçe oyunda kalmanızı sağlayacak.
2. Kalan yola değil, aldığın yola odaklan
Merdiven metaforu çok iyi çalışır fakat birçok insanı yıldırabilecek bir tarafı da vardır. O yüzden bu metaforu sağlıklı kullanmak için bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. Merdiven basamaklarını çıkarken ilk basamağı çıktıktan sonra hangi yöne baktığınız çok önemlidir: aşağı mı bakacaksınız yoksa yukarı mı?
Eğer yukarı bakarsanız kalan yol gözünüzde çok büyür ve pes etmenize sebep olabilir. 100K TL kazanma hedefimiz vardı ve biz mevcut 1000 TL’yi 2000'e çıkardık. Yukarı bakarsanız hedefinize ulaşmak için 98K TL daha kazanmalısınız . Eğer aşağı bakarsanız daha dün 1000 idi kazancınız ve şimdi 2000 oldu. Burada somut büyümeyi görürsünüz ve elinizdekine odaklanırsınız.
Süreçte neye odaklandığınız, oyunda kalma gücünüzü doğrudan etkiler. Odağınızı elimizdekilere, yani aldığınız yola koyduğunuzda devam etmek çok daha kolay hale gelir.
3. Disiplin değil eğlence hedefe taşır
Başarılı olmak, hedefine ulaşmak, alışkanlık edinmek gibi konular hakkında konuşmaya kalksak hepimizin bir birine vereceği tek bir öğüt vardır: disiplinli olmak. Eğer disiplinli değilsen başladığın işi başka nasıl bitirebilirsin ki?
Bu konuda haksız sayılmazsınız, disiplin başarılı olmak için çok önemlidir. Ama meselenin özü çok daha farklı, gelin birlikte bakalım. İradem yok, tembelim, yeterince disiplinli değilim. Hepimiz bir dönem kendimiz için bunu kullanmışızdır. Bundan yıllar önce bana başladığın işte pes etmemenin formülü nedir diye sorsaydınız ben de hiç düşünmeden disiplin derdim.
Ama zamanla kendimi tanıdıkça disiplinin yakıtının da tıpkı motivasyon gibi kısa olduğunu öğrendim. Çünkü zevk almadığınız bir işte sadece disiplinle konuya bir süreye kadar devam edebilirsiniz. İşin özü o işi keyifli hale getirmekte. Bunu fark ettikten sonra çok net bir şekilde başarı oranım arttı.
Ben bir işe kafayı koyduğumda doğrudan bunu nasıl eğlenceli hale getiririm buna odaklanıyorum. Artık ruhumdan mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama tam bir oyuncuyum. Kendi kendime küçük oyunlar, eğlenecek alanlar açınca bir konuyu sonsuza kadar sürdürebilirim. İngilizceyi geliştirirken kurs, eğitim gibi şeylerden o kadar sıkılıyordum ki kendime sürekli zevk alabileceğim şeyler arayışına girdim. Bir dönem şarkı sözlerini öğrenmeye çalışıyordum. Bir dönem de her akşam çayımı alıp odamda gerekli ortamı kurduktan sonra bir saat dizi keyfi yapıyordum. O dönem o kadar eğleniyordum ki hala odamda kurduğum o atmosfer aklıma geliyor.
Disiplin beni bir yere kadar götürür ama eğlence beni hedefe taşır.
4. Başlama nedenlerine iyi karar ver ve nedenleri yolda sürekli geliştir
Bazen bir hevesle bir şeylere başlarız. En çabuk bu işlerden pes ederiz. Eni konu düşünmeden sadece bir kıvılcımla yola çıkılınca, kıvılcımı ateşleyemezsek o devam etme ateşini hiçbir zaman yakamayız.
Bu yüzden bir işi hedef haline getirip onun için çalışmadan önce, isteme nedenlerimi çok net olarak ortaya koymaya çalışıyorum. Eğer yapma isteğim gerçekten elle tutulur şeylerse, o zaman bir çalışma sistemiyle yola çıkarım. Bu nedenler çok sağlam değilse yolda zorlanmaya başlarım. Eğer yolda sendelersem de bu nedenleri açıp okurum ki neden başladığımı kendime hatırlatayım. Nedenlerim güçlüyse beni yeniden ayağa kaldırır.
Her ne kadar o şeyi istemeye devam etseniz de, bazen yola çıkarkenki hedefler yolda sizi yeterince beslemeyebilir. Bu durumda yeni isteme nedenleriyle devam etme isteğinizi pekiştirmelisiniz.
Örneğin yurt dışında iş bulma fikri sizi tetiklemiş ve İngilizce öğrenmek istiyorsunuz. Ama yolda belki başka bir iş buldunuz ve artık İngilizce öğrenmek o kadar da iş hayatı için önemli değil. Ama siz hâlâ öğrenmek istiyorsanız yeni İngilizce öğrenme nedenleri bulmalısınız. Yurt dışında tatilde özgürce iletişime geçmek, dizileri alt yazısız izlemek, kitapları orijinal halinden okumak… Devam etmek için güçlü gerekçeleriniz olmalı ve bunları sürekli beslemelisiniz.
5. Sadece hedefe değil, yolda kazandıklarına da odaklan
Belirli bir hedef için yola çıksak da o yolda giderken bir sürü yeni şeyler öğreniriz. Bazen sadece sonuca odaklanınca yolda öğrendiklerimizi fark edemeyebiliriz. Bu yüzden süreçte dönüp neler öğrendiğimizi kendimize hatırlatmalıyız. Bu, yolda giderken bize devam etme gücü verecektir.
Sosyal medya hesabını büyütmek istiyoruz. Yola çıkarken belki takipçi kazanma, belki de kazanç hedefi koyduk. İkisini de yapabilmek için önce bu işin nasıl yapıldığını öğrenmemiz lazım. Video edit yapmak, içerik hazırlamak, post hazırlamak, açıklama mesajı yazmak… aklımıza gelmeyen daha irili ufaklı bir sürü şey öğreniriz. Bu öğrendiğimiz şeyler aslında başlangıçta hedefimiz de olmayabilir ama yolda giderken ek kazançlarımız oluyor.
Tanıdığım biri kendisi için açtığı kanalı bir miktar büyüttükten sonra bir başkası için edit yapmaya başladı. Hatta kendi işini bırakıp freelancer olarak bu işi yapmaya başladı. Yani yolda giderken hedefine ulaştığı yetmemiş gibi bir de yolda öğrendikleri sayesinde kendine yeni bir kariyer açtı. O yüzden sonuçlardan ziyade süreçte öğrendiklerimize odaklanıyoruz ki yola devam etme gücünü kaybetmeyelim.
6. Kendine şefkat göster
Şunu size baştan söylemek istiyorum: dünyanın en iyi sistemini de kursanız, süreciniz bir noktada sekteye uğrayacaktır. Hayatın akışı içinde istenmeyen olaylar, yarım kalan işler, yetişmeyen programlar, moral bozuklukları gibi bir sürü şey olur ve siz hedefinize giderken sizi yoldan döndürmeye çalışır.
Bunun normal olduğunu bilin. Böyle durumlarla karşılaştığınızda kendinize şefkat gösterin. İddia ediyorum, kendinize şefkat gösteremeyip sert davranırsanız o işi yapma ihtimalinizi kendi kendinize yok ediyorsunuz. Oysa içinde bulunduğunuz durumu anlayıp bunun geçici bir aksaklık olduğunu kabul ederseniz sürecinize ne kadar çabuk döndüğünüze şaşıracaksınız. Beyninize zaten geri dönüş sinyali vermiş oluyorsunuz. Onu anladığınızı belli edip iş birliği teklifinde bulunmuş oluyorsunuz.
Yani bugün kendimi iyi hissetmiyorum, bu normal, ara veriyorum. Ama yarın kaldığım yerden devam edeceğim. Ara verdiğiniz süreci kendinize zindan etmeyi bırakıp gerekli şefkati vererek kendinizi rahatlatıyorsunuz.
7. Kendini takdir etmeyi unutma
Herkes bu hayatta biraz görülmek ister. Yaptıkları için takdir görmek, onay almak ister. Ama yetişkinler için bu o kadar kolay değil. Hele göz önünde bir iş yapmıyorsanız o takdir duygusunu dışarıdan almanız neredeyse imkansız. Ama bu, onu hak etmediğiniz ya da ihtiyaç duymadığınız anlamına gelmiyor. Bu takdiri bir noktadan sonra kendinize vermeyi öğrenmelisiniz.
Koçluk yaparken danışanlarımda en çok eksik gördüğüm şeylerden biri bu. Yetiştirilme tarzımızdan mıdır, kültürel bir şey midir bilmiyorum ama herkes takdiri bir başkasının inisiyatifine bırakmış. Hal böyle olunca yoldaki küçük başarılarımızı fark etmiyoruz, yok sayıyoruz. Ve devam etme motivasyonumuzu kendi elimizle zedeliyoruz.
Bu kolay öğrenilen bir şey değil, ama üzerinde çalışmaya değer. Bir kere içselleştirince de bırakmak istemiyorsunuz.
Uzun zamandır kendimi takdir etme konusunda çalışıyorum. İrili ufaklı ne yaparsam yapayım kendime bir aferini esirgemiyorum. Bir noktadan sonra kendi kendime verdiğim aferin başkasından duyduğumdan çok daha etkili olduğunu fark ettim. Üstelik eleştirilerden de o kadar etkilenmiyorum artık gerekli takdiri zaten öncesinde kendime vermişim. Devam etmek için gereken gücü kendimde bulmak çok daha kolay hale geldi.
8. Dışardan gelen seslere kulağını kapat
Her zaman pes etmenin arkasında kendimiz yokuz. Birçok zaman dış çevreye bağlı olarak yolumuzdan vazgeçebiliyoruz. Bazen hevesle başladığınız bir işi en yakınlarınız baltalayabiliyor. Üstelik bunu yaparken çoğu zaman sizi düşündüğünü sanıyor, size kötülük ettiğinin bile farkında olmadan.
Hevesle başladığınız yeni beslenme düzeninizden annenize bahsedersiniz, kendince sizi korumak için öyle bir laf eder ki o an gözünüzün önünden eski başarısızlıklarınız gelir. Bu sefer çok farklı başlamışken sizi bu kadar yakından tanıyan birinin cümlelerini elbette ciddiye alırsınız. Bunu fark etmeden o kadar çok kişi yapıyor ki bazen bu tarz tutumlar karşısında güçlü kalmak sanıldığı kadar kolay değildir.
İstek dediğimiz şey bir enerjidir, aynı enerjide olmayan birine anlatınca ister istemez sizin enerjinizi de düşürür.
Burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta var: herkes kendi vizyonu kadar hayal kurabilir. Kendi sistemi kadar da bu yolda devam edebilir. Yani eleştiri kimden gelirse gelsin o kişi kendini, kendi eksikliklerini size yansıtır. Çok yakınımız olduğunda da etkilenmemek mümkün olmuyor.
Bu yorumlardan etkilenmemek için üzerine çalışmak gerekiyor. Ama henüz o olgunluğa gelene kadar önerim şu: hayallerinizden, hedeflerinizden, başladığınız işlerden sizi anlamayacağını düşündüğünüz kişilere, çok yakınınız bile olsa, yeterince ilerlemeden bahsetmeyin.
9. Yol arkadaşı bul
Her ne kadar her şeyini herkese anlatma desek de, bazen de aynı yolda yürüyen biri sana en beklenmedik anda güç verebilir. Yani yola kimle yürüyüp yürümeyeceğinize çok dikkat etmelisiniz.
Yıllarca insanlarla bire bir çalıştım. Kariyer için gelen, ilişkileri için gelen, alışkanlıkları için gelen danışanlarım oldu. Hepsinde ortak gördüğüm bir şey var: yalnız yürürken takıldıkları yerde, birlikte yürürken geçtiler. Bunun arkasında iki şey var bence. Birincisi mental destek: yanında biri olduğunda o işi bırakmak çok daha zor. İkincisi ise körleşme: kendi hatalarımızı görmek neredeyse imkansız, ama dışarıdan bakan biri onları çok rahat görür.
Her yolu yalnız yürümek zorunda değilsin.
Bunu en net gördüğüm örneklerden biri yaklaşık bir yıldır iş arayan bir danışanımdı. O yükü tek başına taşımak hem motivasyonunu hem bakış açısını zedelemişti. Kendisi için uygun fırsatları göremediği gibi, kendine olan inancını da kaybetmişti. Birlikte çalışınca o körleşme gitti, yalnız olmadığı için yükü hafifledi. Yük hafifleyince netlik geldi. Üç ay içinde kendine uygun bir iş buldu.
Yol arkadaşı bir arkadaşın olabilir, aynı hedefte buluştuğunuz bir topluluk olabilir ya da profesyonel destek olabilir. Önemli olan kiminle yürüyeceğini doğru seçmek.
10. Hayal etmenin gücünü kullan
Uzun soluklu bir hedef için yolda yürürken bazen insan sonuca kendini inandıramıyor. Bu konuda bilinç altının direncinin olduğundan bahsetmiştim. İnanmadığımız bir işi devam ettirmek, tam bir psikolojik savaşa dönüyor.
Süreçte hem kendimizi, hem de bilinç altımızı inandırmak için çok güçlü bir silahımız var elimizde: hayal kurmak. Hayal kurduğunuzda, hayaliniz ne kadar detaylı ise beynin bunun gerçekliğine inanması o kadar kolay oluyor. Buna devam ettikçe bir süre sonra beyinde bunun için yeni nöronlar oluşmaya başlıyor. Siz o gelecekteki halinizin duygusuna girmiş oluyorsunuz. Bir süre sonra beyniniz günlük hayatta karar verirken o istediğiniz olmuş kişi gibi size kararlar aldırtmaya başlıyor.
Kilo vermek istiyorsunuz ama bir sürü başarısız denemeniz olmuş. Bir gün her şeye baştan başlayıp 20 kilo vermeye gerçekten karar veriyorsunuz . Fakat bu sizin bedeniniz ve beyniniz için çok büyük bir stres. Çünkü daha önce her kilo verme maceranız hüsranla bittiyse, bilinç altınız sizi korumak için bu yola girmenizi sabote edebilir ve bir süre sonra pes edersiniz.
Olmak istediğiniz bedenin içinde kendinizi, en ince ayrıntılarına kadar hayal ederseniz bir süre sonra gerçeklik algınızla oynamaya başlarsınız ve o olmak istediğiniz kişi gibi davranırsınız. Yemek veya spor kararı alırken o olmak istediğiniz kişi gibi seçimler yapmaya başlarsınız. Böylelikle hayatınızın her alanında daha bilinçli kararlar verirsiniz.
Üstelik hayal kurma gerçekten zihninizin bir noktada o gerçekliği var etmesi demek. Bu yüzden yolun başında elinizde henüz bir şey yokken sizi ayakta tutmak için çok iyi bir yöntem.
Bir şeyleri geçici olarak bırakmak pes etmek değildir. Hepimiz insanız, düşeriz, kalkarız, dizlerimiz kanar ama oyuna kaldığımız yerden devam ederiz. Hayat hiçbir zaman tam olarak planladığımız gibi gitmez, gitmeyecek de. Önemli olan bu gerçeği kabul edip kendinize uygun yöntemlerle oyunda kalmak. Sonuçta biz bitti demeden oyun bitmez.
Bu 10 alışkanlıktan hangisi size yakın geliyorsa birini seçin ve hayatınıza katın. Değişim küçük adımlarla kendini göstermeye başlar.
.png)




Yorumlar