top of page
Defterler

Subscribe to Newsletter
Practical productivity tips, valuable life advice, and top industry insights—delivered straight to your inbox every week with our newsletter!

Neye İnanırsan Onu Yaşarsın

24 Tem
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 25 Tem

Bazen bilerek, bazen bilmeden kendi gerçeğimizi kuruyoruz.



Astrolojiye inanır mısınız?


Ben işime geldiği kadar inanırım. Ne demek istiyorum?Pek fazla takip etmem ama birisi burcumla ilgili güzel bir şey söylerse evet kesinlikle doğru derim! Beğenmediğim şeyler söylerlerse hayatta kabul etmiyorum. Zaten yükselenim falan başka bir burç, o yüzden bu bana uymuyor derim. Resmen yolunu bulmuşum bu işlerin.


YouTube’dan izlemek için:




Nereden Çıktı Bu Astroloji?

Bir süredir birlikte çalıştığım bir danışanım astrolojiye oldukça meraklı. Bir gün onunla bir konu hakkında konuşurken, bana haritasındaki bazı açılar ve gezegenler yüzünden bu konuda çok fazla ilerleyemediğinden bahsetti. Bir başka gün çocukluğunda yaşadığı bir durumu anlatırken yine haritasındaki bir noktadan dolayı o şekilde bir çocukluk geçirdiğini anlattı. Hatta bu ev yüzünden bütün hayatının hâlâ etkilendiğini düşünüyordu.


Bir noktadan sonra tıkandığımızı fark ettim. Elindeki argümana o kadar güçlü sarılmıştı ki ben ne desem yetersiz kalıyordu. Tabii astroloji bilgim onun kadar olmadığı için o dev bilgi karşısında eziliyordum.


Bu durumu çözmeye karar verdim. Yapay zekayla biraz astrolojiyi anlamaya çalıştım. Temel kavramları, 12 evi, gezegenlerin konumlarının etkilerini anlamaya çalıştım. Biraz daha baktıktan sonra temel konsepti anlamıştım.

Doğum haritası, doğduğun an ve yerdeki gökyüzünün bir fotoğrafını çeker. Gökyüzünde bütün burçlar sırayla dizili duran bir daire var; doğduğun anda bu dairenin tam doğu ufkuna denk gelen noktası senin için “doğuş” noktası oluyor. O sırada orada hangi burç varsa, senin yükselen burcun o oluyor. Buradan başlayarak harita 12 parçaya bölünür. Sonra o anda gezegenler hangi burç ve derecedeyse, haritada o noktaya yerleştirilir. Böylece her evin hangi konuyu (kariyer, ilişkiler, aile vb.) temsil ettiği ve hangi gezegenlerin orada durduğu ortaya çıkar.

Tabii mevzu bununla da bitmiyor. Bütün evlerin bir anlamı var, o da yetmezmiş gibi bazı evlere bazı gezegenler düşüyor. Tabii bu gezegenlerin de temsil ettiği şeyler var.


Bütün bu bilgiler nasıl çıkmış bilmiyorum, konumuzla da çok ilgisi yok… Ama insanlık hep bilinmeyeni öğrenmeye, gelecekte olacakları, kendini daha iyi anlamaya ilgi duyuyor. Bu ilgi ve istek astrolojiyi ortaya çıkarmış olsa gerek.


Ben bu kadar şey öğrenmişken bir astroloji sitesinden kendi yükselen burcumu ve evlerimi hesaplattırdım. İlginç bir şey fark ettim. Yıllarca kendi yükselen burcumu aslan diye biliyordum. Ama bir arkadaşım haritama bakıp bana başak demişti. Öyle bir anlattı ki ben de inandım. Disiplinlisin, düzenlisin, sistem seversin vs. tam beni anlatıyordu. Son yıllarda yükselen burcun nedir sorusuna hep başak dedim. Sanki onun anlattıklarına göre daha da disiplinli, kurallı biri oldum!


Bu araştırmaya göre astro.com’da çok bariz bir aslan yükselendim. Biraz yapay zekayla baktım ve gerçekten tam bir yükselen aslan özellikleri gösteriyordum. İşin ilginç yanı bana önceden hep aslan burcu musun diye sorarlardı, millet biliyormuş işi :)


Epey kafam karışmıştı. Arkadaşımın dedikleri de doğruydu ama aslan burcu yükselende tam olarak bendim. İster istemez “ben disiplinli, düzenli biriyim, o yüzden başak olmalıyım” diye direttim. Ama yapay zeka bana durumu çok iyi anlattı: 6. evim oğlağa geldiği için günlük rutin ve disiplin konularında zaten düzenli biriydim. Vallahi çok doğruydu, meğer 6. evimdeki oğlak beni bu hale getirmiş. Danışanım gibi konuşmaya başladım!


Bu noktada kafamda bir ışık yandı. Astrolojide olamayacak şey yok… Her şeye bir anlam, bir sebep bulabilirsiniz. Haritada bir tık kayma olursa emin olun başka bir evin anlamından dolayı yine aradığınız cevabı bulabiliyorsunuz.


Yani eğer inanmak isterseniz inanacak çok fazla argüman bulabilirsiniz. Bilmem kaçıncı evinizden dolayı o inandığınız şeyi doğrulatabiliyorsunuz. Psikolojide bunun bile bir adı var: Barnum Etkisi. Genel ve belirsiz bir tanım, bize özel yapılmış gibi hissettiriyor, biz de kendimizi orada buluyoruz. 1940'larda bir psikolog, herkese aynı, genel geçer kişilik tanımını verip “bu size özel hazırlandı” demiş. Katılımcıların neredeyse tamamı bu tanımı “tam benim gibi” diye değerlendirmiş, oysa herkese verilen metin birebir aynıymış.


Bu vesileyle ben de yeniden aslan yükselen olmaya karar verdim :) Bugünlerde biraz görünür olma isteğim olduğu için aslan yükselenin sahne enerjisinden yararlanmaya karar verdim. Neden olmasın değil mi! Anne olduğum zamanlar daha disiplinli ve düzenli olmam gereken bir dönemdi, ben de o dönemler başak olmayı seçmişim demek :) Bir aslan yükselen olarak rutinlere ve disipline ihtiyacım olduğunda da 6. evimdeki oğlağa güvenecektim!


Danışanımı kazanmayı başarmıştım

Bahsettiğim danışanıma bu sefer elim dolu gitmiştim. Daha önce 4. evinde, yani çocukluk evinde, kötü bir açı olduğu için birçok şeyi yapamadığını anlatıyordu bana. Kariyerinde veya özel hayatında yaşadığı bir sorunu bile bu eve bağlıyordu. Öğrendiğim şeyler doğrultusunda ona 7. ve 10. evinin açacağı kapıları anlatmaya başladım. 4. evinin etkilerinin çocukluk döneminde kaldığına onu ikna edince beni dinlemeye başladı. Daha önce haritasında yok diye düşündüğü şeyleri zamanla denemeye karar verdi. Kendi haritasına da farklı bakmaya başladı.


Neye inanıyorsan onu var edersin!

Astroloji severler sakın bana kızmasın ama benim anladığım astroloji böyle bir şey. Zaten astrologların da dediği bir şey: herkeste her burçtan var. Mutlak bir doğru yok, zaten olması da mümkün değil. Astrolojiden habersiz yaşayan bir sürü insan var, hayatlarında çok bir şey değişmiyor. Demek ki olmasını istiyorsanız onu var ediyorsunuz ve ona göre yaşıyorsunuz.


Aslında bütün mesele de inandığın şeylerden kaynaklı değil mi zaten? 


Haydi gelin başka bir örneğe bakalım.


Şirketlerin Kişilik Testleri

Birçok şirket çalışanlarına kişilik testi yaptırır. Çıkan sonuca göre takım oluşturan ya da lider adayı belirleyen şirketler bile var.


Her testte renkler birbirinden farklı olsa da özet olarak çalışanları 4 gruba ayırıyorlar.

Kırmızı Grup: Enerjik, tepkilerini hızlıca ortaya koyan, aksiyon alma konusunda istekli kişiler. Risk almaktan çekinmezler ve ellerini taşın altına ilk onlar koyar.


Mavi Grup: Sakin, sağduyulu, analitik düşünen kişiler bu grupta. Ortamı sakinleştirme rolü genellikle bu insanlara düşer.


Yeşil Grup: Duygusal, empatik ve insan ilişkilerine önem veren kişiler. Birinin bir sıkıntısı olsa hemen hisseder ve yardıma koşarlar.


Turuncu Grup: Sosyal, dinamik, eğlenceli, organizasyonların baş kahramanı kişilerdir. Ekibinizde turuncular varsa ortamda hep bir eğlence olur.


Sorular oldukça iyi hazırlandığı için ortalama olarak kişiliğinizle ilgili gerçekçi bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu gruplardan biri diğerinden iyi değildir. Hangi grubun sonucunu okursanız bir sürü güzel şey söylendiğini göreceksiniz. Bunun yanında eksik olan tarafları da iyi bir dille anlatıp gözünüzün önüne seriyor.


İlk defa yıllar önce Türkiye’de çalıştığım bir firmada bana bu testi yapmışlardı ve bariz bir kırmızı çıkmıştım. Gençliğin ateşiyle dinamik, hırslı, dediğim dedik, inatçı biriydim. Kırmızılardan çok fazla lider çıktığını öğrenince iyice havaya girmiştim.


Eğitmen de tıpkı astrolojide olduğu gibi herkeste dört rengin de özelliklerinin bulunduğunu söylemişti. Ama bir tanesinin biraz daha baskın olmasının normal olduğunu, bazen ikinci bir renk grubunun da öne çıkabildiğini belirtmişti. Sanıyorum eğitmen kendi yorumunu katarak kırmızı ve mavi grubun özelliklerini taşıyan insanların daha iyi liderler olduğundan bahsetmişti.

Yıllar sonra İngiltere’de yöneticilik yaptığım bir şirkette benzer bir test yapmışlardı. Sonuç beni oldukça şaşırtmıştı. Çünkü mavi en az kırmızı kadar baskın çıkmıştı.


Bu nasıl oluyordu? Yıllar içinde doğal olarak değişmiş olabilirim ama kesinlikle emin olduğum başka bir şey daha vardı: yıllar önce eğitmenin söylediği cümleyi alıp kabul etmiştim. O da yetmemiş, resmen kişiliğimi o yönde yontmuşum. Her zaman bilgiye, bilen kişiye saygı duyduğum için eğitmenin dediğini kendime bir rehber olarak almışım. Bu yüzden bilinçli olarak mavi grubun özelliklerini hayatıma sokmuşum.


Bile İsteye İnanmak

Daha önceki yazılarımın bir çoğunda çocukken bize ailemiz ve çevremiz tarafından söylenen bazı cümlelerin bizi nasıl bir ömür boyu etkilediğini çokça anlattım. Bu durumda bazı davranış kalıplarının temeli çocukluktan geliyor ve karakterimizle hiç uyuşmamasına rağmen bazen bir ömür boyu onunla yaşamak zorunda kalıyoruz.


Bugün size astroloji ve kişilik testleri örneklerini verirken biraz daha farklı bir şeyi anlatmaya çalıştım. Benzer bir şekilde bazı inançları alıp benimsiyoruz ama bu, çocukluğumuzdaki gibi kontrolümüz dışında olmuyor. Bile isteye inanmayı seçiyoruz. Astroloji gibi konularda başka bir gerçek daha var: arkasında derin bir bilgi olduğu için buna sorgusuz inanıyoruz. 


Bir müddet sonra bu inandıklarımızı yaşamaya başlıyoruz. Çünkü inandığımız şey davranışlarımızı yönetiyor, davranışlarımız da inandığımızı doğruluyor. Kendini gerçekleştiren kehanet dedikleri de tam olarak bu.


Bu yüzden bir yaşa geldikten sonra bilinçli olarak inandıklarımıza dikkat etmeliyiz. İnanmak her zaman o kadar kolay olmuyor. Bazen kadim bir bilgiye ihtiyaç duyarız, bazen bir otorite figürünün sözünü ciddiye alırız. Ama bunların dışında neye inanmamız gerektiğine biz karar veririz. Buna biraz kendini inandırmak da diyebiliriz ama inandığın senin gerçeğin olur. Bilinçli olarak iyiyi seçmek bizim elimizde.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page